‘aŞk’ olarak etiketlenmiş yazılar

Sohbet odaları – İlk Buluşmanız İçin Öneriler

Cumartesi, 26 Haziran 2010

Nerde tanışırsanız tanışın, ilişkide ilk buluşma, ilk randevu oldukça önemlidir.

Uzun zamandır o günü beklediniz. Özenle hazırlandınız. “O” belki de hayatınız boyunca aradığınız insan. Peki nasıl olacak? Ne konuşacaksınız, nasıl davranacaksınız? İşte birkaç küçük öneri…

- Randevu Yerini İyi Seçin: İlk buluşmada korku filmine gitmek iyi bir fikir olmayabilir. Ama korktuğunuz da birinin elini tutmak için en iyi yer değil mi? Hem korkutucu tecrübeler nabzınızı yükseltir, adrenalininizi arttırır, yüzünüzü kızartır ve bu psikolojik tepkiler cinsel uyarılma ile çarpıcı bir benzerlik taşır. Bu da oldukça işinize yarar!

- Zevkli deneyimlerden bahsedin: Son bilimsel araştırmalar hakkında pek çok fikriniz olması güzel ama samimi bir konuşma karşınızdaki insana ne kadar zeki olduğunuzu göstermek üzerine kurulmaz, onun duyusal yanına dokunabilmekle ilgilidir. “Yaz için planların var mı?” ya da “Bu civarda yediğin en iyi yemek hangi restorandaydı?” gibi zevkli mecralardaki sorular düşünce bazında ikinizin de daha iyi bir çerçevede olmanızı sağlayacaktır. “İlham ve keyif verici deneyimler ve duygular hakkında konuşmak onları tekrar yaşamaya sebep olur,” diye açıklıyor Givens, “İnsanlar bu tür şeyleri konuştukları zaman heyecanlanır ve bu duyguyu birlikte oldukları kişiye de bulaştırır.”

- Aynası Olun: Onunla aynı olduğunuzu göstermek mi istiyorsunuz? Basit- Attracting Romance adlı kitabın yazarı Jay Arthur, sadece kurnazca onun vücut pozisyonlarını taklit etmenizi öneriyor ve “Çıktığınız insanın oturduğu gibi oturun, başınızı onun eğdiği gibi eğin, onunla aynı hızda konuşmaya dikkat edin” diye ekliyor. Bilinçaltında insanlar benzerlikleri rahatlatıcı bulur ki bu da daha güçlü bir bağ kurulmasına neden olur.

- Göz Teması: Gözlerinin içine bakın. Bu onunla gerçekten ilgilendiğinizi, kendinize güveninizi ve dürüst olduğunuzu gösterir. Yeni tanıştığınız birinin gözlerine direk bakmakta zorlanabilirsiniz ama endişelenmeyin. Bu tip durumlarda az çoktur. “Kendinizi tuhaf hisseder etmez gözlerinizi kaçırmayın” diyor Instant Persuasion’ın yazarı Laurie Puhn, “Partnerinizin bakışlarını sadece birkaç saniye daha karşılık verin tüm ihtiyacınız olan bu.”

Fiziksel temas için acele etmeyin: Herşey iyi giderse zaten el ele tutuşup sarılabilirsiniz. Ama acele ederseniz geri tepebilir. Eğer karşınızdaki insan henüz hazır değilse ve bunu siz harekete geçtikten sonra belli ettiyse, soğukkanlılığınızı geri elde etmek ve randevunun iyi havasını geri kazanmak zor olabilir. Anahtar ise karşınızdaki insana istekli olduğunuzu belli etmek ama zorlamamak. Randevunun sonunda vedalaşırken ve elini sıkarken hala sizin kişisel alanınızda bir gülümseme ile duruyor ve gözlerinizin içine bakıyor olsa bile onu öpmeye kalkmayın, bunun için yeterince vaktiniz olacak. Şu an yapmanız gereken hissettiğiniz heyecanın tadını çıkarmak ve bir sonraki randevunun planlarını yapmak.

Bu tavsiyelere dikkat ettiğiniz sürece ilk buluşmanızdan korkmanıza gerek yok. Herşeyin iyi gideceğinden emin olabilirsiniz

:) ))

Sohbet odaları – Sizi Gerçekten Seviyor Mu?

Cumartesi, 26 Haziran 2010

“Seni Seviyorum” dediğiniz de “Bende” diyor. Peki doğru mu? Gerçekten sizi seviyor mu?

Zor da olsa erkeğin gerçekten sevdiğine işaret eden bazı noktalar var.

İşte onlar…

Erkeklerin çoğu annelerinin düşüncelerine önem verirler. Eğer sizi annesi ile tanıştırıyorsa,

Tuttukları takımın maçlarını seyretmek onlar için çok önemli. Eğer maç seyrederken sizi yanında istiyorsa,

Genellikle televizyon bağımlısıdırlar ve izlerken etrafı pek duymazlar. Ama en sevdiği program sırasında bile sizi dinliyorsa,

Çoğu erkek dış güzelliğe önem verir. Eğer kendinizi en çirkin hissettiğiniz anda bile sarılıp öpüyorsa,

Özür dilemek onlar için çok zordur. Eğer haksız olduğunu kendiliğinden kabul ediyorsa,

Sizi gerçekten seviyor olabilir. Her erkek aynı değildir; fakat gerçekten sevildiğini hisseden erkek, gerçekten seviyordur.

Sohbet odaları – İltifat Etmekten Çekinmeyin!

Cumartesi, 26 Haziran 2010

Birçok erkek bayanlara samimi bir şekilde iltifat etmekten çekiniyor, zorlanıyor. Bayanların iltifatla beslendiklerini unutuveriyorlar. Beyler! İltifat etmekten çekinmeyin! “Yok, yapamıyorum” diyorsanız, önerilerimize kulak verin.

1- Teşekkür edin: Ona bu işi onsuz yapamayacağınızı söyleyin. Yaptığı şey doğumgünü partisi hazırlamak veya markete gitmek olsun, sizin için önemli olduğunu ve minnettar olduğunuzu belirtin.

2- Onun kendine güvenini arttırın: Ona hep hayalini kurduğunuz kadın olduğunu veya sizin tişörtünüzün içinde bile muhteşem göründüğünü söyleyin. İnanmasa bile kendini çok iyi hissedecektir.

3- Benzersiz: Sadece ikiniz olduğunuzda ve konuşurken ona onun gibi bir kızı daha önce tanımadığınızı söyleyin. Eğer bunu gerçekten söylediğinize inanırsa eriyecektir. Bir öpücükle tamamlayın.

4- Onun fikrini/tavsiyesini alın: Ofisteki bir problem veya tişört, onun fikrini sorarsanız onun düşüncelerine önem verdiğinizi düşünecektir. Kadınlar sadece vücutları için değil aynı zamanda beyinleri için istenmeye bayılırlar.

5- Aileden: Eğer bir kadına ailenizin ona taptığını söylerseniz büyük bir gülümseme garantidir.

6- Kol şekeri: Sık sık ona muhteşem olduğunu söyleyin. Güzel hissetmeyi her kadın ister. Eğer gözünüzde çekici olduğuna inanırsa, normalde sakladığı yerlere bile dik dik bakmanıza izin verir.

7- Eğlence, eğlence, eğlence: Ona partinin kalbi olduğunu hissettirin. Ne yaparsanız yapın onsuz sıkıcı olacağını belirtin.

8- Kaşıklayın: Eğer uyurken onu tutarsanız tereyağ gibi yumuşar. Ödülünüz ise sabah seksi.

9- Kıyafeti: Her zaman giydiklerine iltifat edin. Sadece o anda kendini güzel hissetmesini sağlamayacak aynı zamanda onun kıyafetleriyle ilgilendiğinizi ve onun stilini takdir ettiğinizi bilecektir.

10- Gülme fabrikası: Eğer onun espirilerini komik buluyorsanız ve doğru yerlerde gülüyorsanız, onun espiri tarzını anladığınızı bilecektir. Akılların buluşması çok seksidir.

11- Şövalyelik yapın: Küçük jestler bir kadına herşeyinizi vermek istediğinizi gösterir. İlişkinizin ilk dönemlerinde bu hareketler görünüş için olsa bile o sizin içten, dürüst, iyi eğitimli ve ona karşı iyi davranmak isteyen biri olduğunuzu biliyor.

12- Kişisellesin: Onun sevdiğiniz yönlerinden bir liste yapın ve bunu ezberleyin. Sonra ona bunları doğal olarak söyleyin, sanki hiç liste yapmamışcasına. Bütün bunlar sadece sevildiğini hissettirmez aynı zamanda anlaşıldığını hissettirir. Ters iltifatlar tamamen başarısızlıktır. Örnek: “Senden önce kadınlarla dış görünüşleri için beraberdim. Ama senden hoşlanıyorum çünkü sen akıllısın.

Aşk Mı Alışkanlık Mı?

Cumartesi, 26 Haziran 2010

Sizinkisi aşk mı alışkanlık mı? Yoksa birbirinize bağımlı mısınız?

Evlilikler veya uzun süreli beraberliklerin ilk ayları’ndan itibaren kimliğimizi farklı bir boyuta taşımaya başlıyoruz. Kendimizi unutuyoruz, alışkanlıklarımızdan vazgeçiyoruz, partnerimizle tek bir vücuda dönüşüyoruz.

Dudaklardan dökülen ‘ben’ kelimesi, yerini ‘biz’ kelimesine bırakıyor. Dünya benim için değil, bizim için dönmekte. Hayat, ‘Benim hayatım’ değil, ‘bizim hayatımız’ oluyor. Böyle gelmiş, böyle gider… Büyüklerin dediği gibi, bir elmanın iki yarısı olmak… Bu söz dünyadaki tüm ilişkilerde genel geçer bir kural. İlişkiler bu temel üzerinde yükseliyor. Evet, bir bütün olabilmek güzel de bunun da sınırları olmalı. Çünkü bu kez ilişkide bağımlılık sorunu ortaya çıkabilir.

Peki, neden birbirimize bu kadar çok bağlanıp birey olduğumuzu unutuyoruz?

Psikolog Aslı Akkan bu durumu şöyle açıklıyor: “Zaman geçtikçe ilişki içindeki taraflar, ilişkiyi koruma adına kendilerini unutuyor. Bu durum uzun ilişkilerin sıradanlaşmasına yol açıyor.” Zaten yapılan araştırmalar gösteriyor ki birbirine bağımlı olma, terk edilme; sevilmeme ve yalnız kalma korkularımızdan kaynaklanıyor.

Birey olduğunuzu unutmayın!

Gerçekten de birçok ilişkide çiftler ilk günkü heyecanlarını yitirdikleri, birbirlerinden sıkıldıkları için ayrılıyor. Oysa sıradanlaşan ilişkileri kurtarmanın çok kolay bir yolu var: Kişilerin kendi isteklerini, zevklerini açık açık söylemeleri. “Tarafların ilişki kurmayla ilgili güvenlerini mümkün olan en üst düzeyde geliştirme çabaları, uzun süreli ilişkilerin yıpranmasını en aza indirecektir” diyor Akkan. İşte bu yüzden de yeni bir ilişkiye başladığımız an birey olduğumuzu asla unutmamak büyük önem taşıyor.

Bağlanmanın bilimsel açıklaması da var

Psikolog Aslı Akkan bağlanmayla ilgili sorunları Bolwby’nin Bağlanma Kuramı’na bağlı olarak temellendiriyor. Aslında ilişkimizdeki bağımlılık derecemiz bebekliğimizden itibaren şekillenmeye başlıyor. Bolwby Kuramı’na göre 3 tip bağlanma türü ortaya çıkıyor.

Güvenli Bağlanma (Secure Attachment): Güvenli bağlanma gösteren bebekler, anneleri ya da bakıcıları yanlarındayken ondan uzaklaşıp çevreleriyle ilgilenir. Diğer bireylerle iletişime girme konusunda rahat davranırlar, bakıcıları uzaklaşırsa ya kısa bir süre ağlayıp sonra oyuna dalarlar ya da fazla tedirginlik göstermezler. Bakıcı geri döndüğünde sevinip onunla ilişkilerini sürdürürler.

Kaygılı/Çelişkili Bağlanma (Anxious / Ambivalant Attachment): Bu bebekler anneden ayrılıp çevreyle ilgilenmez. Anneleri uzaklaştığında terk edildiklerine dair korkuları iyice artar, anneleri yanlarından ayrılıp geri dönerse ağlarlar ve bir yandan ona sarılıp bir yandan da iterler.

Kaçınık Bağlanma (Avoidant Attachment): Bebekler, anneleri yanlarındayken çevreyle ve yabancılarla ilgilenir, duygularını anneleriyle paylaşmaz, bir bakıma annelerinden bağımsız bir biçimde çevreyi araştırır. Anneleri yanlarından ayrılıp geri dönerse, görmezden gelip oyunlarına devam ederler.

İlişki terapisti gözüyle bağımlılık

Cinius Yayınları’ndan çıkan ‘İlişkinizi Kurtarma Rehberi’ adlı kitabın yazarı, Yaşam Koçu ve İlişki Terapisti Yeşim Varol Şen’e ilişkilerde yaşanan bağımlılığı sorduk.

İlişkilerde yaşanan en büyük problem nedir?

Son dönemlerde danışanlarımda izlediğim en önemli sorun iletişim eksikliği. Yanlış iletişim dili kullanmak, sorunların çözümünden uzaklaşmayı ve sürekli tartışmayı doğuruyor. Yargılayıcı ve suçlayıcı bir dil kullanmak uzun vadede saygıyı ve sevgiyi örseliyor. Bunun yanı sıra ilişkide aşırı beklenti içinde olmak, birey olmaktan vazgeçmek, gereksiz kısıtlamalar, geçmiş tartışmaları sürekli gündemde tutmak sıkça görülen hatalardan bazıları. Özellikle beni dehşete düşüren ve maalesef toplumumuzun kanayan yarası şiddet de bu saydıklarıma ekleniyor.

Birey olduğumuzu unutup birbirimize çok fazla mı bağımlı oluyoruz?
Her ne kadar istisnai durumlar olsa da birçok bireyde kimliğini ilişkinin kimliğiyle özdeşleştirmek gibi bir algı yanılması yaşanıyor. Birçoğumuzun aklında ‘ilişkide böyle davranılması gerekir’ şeklinde kalıplar var. Oysa bu kalıplardan doğan kısıtlamalar sadece ilişkinin ömrünü kısaltıyor. En önemli şey ilişki değil, ilişkiyi yaşayan bireylerdir. İlişki içerisinde ‘biz’ olabilmek önemli ancak bu ‘ben’ kimliklerimizi bir kenara bırakmamız anlamına gelmiyor. Kendi kimliğini koruyabilen, sınırlarını çizebilen bireylerin kurduğu ilişkiler daha sağlıklıdır. Bireyler ilişkilerini bağımlılık hissederek değil, hayatlarını zenginleştirecek birliktelikler olarak yaşamalı. Çünkü bağımlılık, kişilerin sınırlarını korumasını engelleyen bir durum. Bu anlamda bağlanmakla, bağımlı olmak arasında ciddi fark var.

İlişkinin hangi evresinde birey olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor?

İlişkinin hiçbir evresinde birey olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Kendi kimliğimizi salt ilişkimizin kimliğiyle tanımlamak bir bağımlılıktır. Bu bize bireyin ciddi bir öz değer problemi yaşadığını gösteriyor. Hayatının merkezine kendisini koyabilen, ancak kendisi mutlu olduğunda etrafına da mutluluk verebilen bireyler mutlu ilişkiler kurabilir. Aksi takdirde sırf ilişkiyi korumak adına kendinden fazlasıyla taviz verip tükenen, ilişkinin dışında toplumla uyum problemleri yaşayan bireyler haline döneriz.

Güzel bir ilişki sağlıklı bir şekilde yürütebilmenin sırrı nedir?

Arkadaşlık çok önemli. Bu da doğru iletişim diliyle mümkün. Bireylerin ilişkinin dışında da kendilerine zaman ayırmaları ilişkiyi besliyor. Ayrıca eşimizin farklılıklarını kabul etmek ve bunlara saygı göstermek, sorunlar karşısında çözüm odaklı davranabilmek de önemli. Çoğu insan tartışmalarda haklılığını kanıtlamaya çalışıyor. Önemli olan haklı olmak değil, mutlu olmaktır.

Kaynak: Seninle dergisi

Sohbet odaları – Eyvah! Aldatıldım!

Cumartesi, 26 Haziran 2010

Aldatılmak kabul edilmesi zor bir olay elbet. Kimisi oturur karalar bağlar, kimisinin de umrunda olmaz. Umrunda olmayanlara zaten sözümüz yok; ama oturup karalar bağlayanlara birkaç tavsiyemiz var. İşte aldatılınca yapılması ve yapılmaması gerekenler:

Yazmayın, yüzüne konuşun

En önemli kural; hiçbir şey içinizde kalmasın! Asla bir telefon mesajı veya bir e-mail ile ‘Seni bir daha asla görmek istemiyorum’ tarzı yazılarla bu işi kestirip atmayın! Onunla birebir buluşma ayarlayın ve içinizden gelen her şeyi yüzüne söyleyin. İstediğiniz gibi konuşun, istediğiniz kadar konuşun. Konuşmanız bitince onun konuşmasına – çünkü burada onun konuşmasının üste çıkmaktan hiçbir farkı olmayacak – izin vermeden kalkın ve gidin.

Ağlayın, rahatlayın

Canınız ağlamak istiyorsa sakın kendinizi tutmayın ve ağlayın. Ağlamak toksinleri dışarı atıp rahatlatmakla yetinmiyor, içinizde hiçbir şeyin kalmamasını sağlıyor. Çünkü şimdi ağlamadığınız ve üzüntülerinizi geçiştirdiğinizde, psikolojiniz uzun vadeli etkilenecektir. Yani ileride çok daha başka şeylerden sıkıntınızı kendini gösterecek, sağlığınızı olumsuz etkileyecektir.

Dünyanın sonu değil

Unutmayın, her şeyden önemlisi sağlık… Bir ilişkide yaşanan ‘herhangi’ bir sorun sağlığımızı etkilemediği sürece aslında çok da önemli değildir. Genel olarak insanoğlunun yaşadığı sorunlara baktığınızda aslında bunun ne kadar da ufak bir problem olduğunu görün ve sıkıntı çekmeyi, üzülmeyi hemen bırakın! Çünkü yaşadığınız bu üzüntü ve stres sağlığınızı da olumsuz etkileyecektir.

Kendinizin farkına varın

Önce aynaya bir bakın, kendinize ne kadar güzel ve zeki olduğunuzu hatırlatın. Bunu yapan kişinin zaten sizi hak etmediğini anlayın (Unutmayın, aldatmaların çoğu aslında psikolojik rahatsızlıktan kaynaklanır). Daha sonra kendinize bir spa merkezinden randevu alın ve tüm gününüzü orada masaj ve bakımla geçirin. Toksinleri vücudunuzdan atarken, onu da kafanızdan attığınızı fark edeceksiniz.

Arkadaş gibisi yok

Bol bol arkadaşlarınızla program yapın. Haftaiçinden programları yapmaya başlayın. Kız kıza bir haftasonu kaçamağı veya ilkokul arkadaşlarınızı bir araya getirip keyifli bir brunch gibi aktivitelerle ajandanızı doldurun. Hatta kalabalık arkadaş grubunuzla daha önce hiç yapmadığınız şeyler yapıp, daha önce hiç gitmediğiniz yerlere gitmek çok güzel vakit geçirip hiçbir şeyi kafaya takmamanızı sağlayacaktır.

Ders almak da önemli

İlişkinizin üstünden bir geçin. Sizin hatalarınızı neydi, onun yanlışları neydi? Bunları düşünün, değerlendirin ve bundan sonraki ilişkilerinizde daha dikkatli olmayı kafanıza koyun. Zaten bir sonraki ilişkinizde çok daha seçici olacak ve daha farklı tecrübeler yaşayacaksınız. Bunun rahatlığını hissedin ve bir şekilde ders almanın iyi yanını yaşayın. Umudunuzu asla kaybetmeyin!

Çok soru soranlara kulak asmayın

Bu durumla ilgili bir sürü yorum yapacak insan olacaktır etrafınızda. Veya “Zaten o şöyleydi, böyleydi” diye konuşan arkadaşlarınız veya olayın detayını dinlemek isteyecek yakınlarınız… Hiç konuşmamanız da sağlıklı değildir tabi ki, ama sürekli aynı konuların açılması ve defalarda tekrar edilmesi sizin bu olayı atlatmanızı daha da zorlaştıracaktır. Bu nedenle çok soru sorup öğrenmek isteyenlere “Boşver, keyfimize bakalım” demeyi alışkanlık haline getirin.

Alıntıdır

sohbet odaları – Ferhat Göçer – Biz Aşkımıza Bakalım Albümü 2010 indir

Cumartesi, 17 Nisan 2010

 

 

Ah Yıllar
Söz & Müzik: Sezen Aksu
Bunları Boşver
Söz: Sinan Akçıl Müzik: Marwan Khoury
Üzüm
Söz: Zeki Güner Müzik: Zeki Güner- Sonay Yağız
Vefası Eksik Yarim
Söz & Müzik: Sinan Akçıl
Yanındayım
Söz & Müzik: Ersel Serdarlı
Kızım
Söz & Müzik: Sinan Akçıl
Biz Bu Değiliz
Söz: Zeki Güner Müzik: Ferhat Göçer
Zifiri
Söz & Müzik: Rüzgar Pehlivan
Kalp Kırılsa Da Sever
Söz & Müzik: Ravi İncigöz
Bırak Konuşsunlar
Söz & Müzik: Nazan Öncel
Senede Bir Gün
Söz: Sadık Şendil Müzik: Şekip Ayhan Özışık

sohbet odaları – Kutsi – Bambaşka 2010 Albüm Tanıtım İndir

Cumartesi, 17 Nisan 2010

1. Bambaşka
2. Zor Olsa Da
3. Boya
4. Melek
5. Kısmetine Güven
6. Son Mektup
7. Tören
8. Kiracı
9. 20′li Yaşlar
10. Kapımı Çal
11. Zor Olsa Da ( Versiyon )
12. Boya ( Versiyon )

sohbet odaları – Aslı Kökçe – Adım Adım 2010 Albüm indir

Cumartesi, 17 Nisan 2010

1-Adım Adım
2-Böylemi Olacaktı
3-Anca Gidersin
4-Desemki
5-Anca Gidersin (remix)

sohbet odaları – Tayfun Hancılar – Aldırma 2010 Albüm indir

Cumartesi, 17 Nisan 2010

1. Aldırma
Söz & Müzik: Suat Suna
2. Henüz Değil
Söz & Müzik: Tayfun Hancılar
3. Olamazsın Ki
Söz & Müzik: Suat Suna
4. Engel Olamam
Söz & Müzik: Tayfun Hancılar, Suat Suna
5. Hücre
Söz & Müzik: Suat Suna Vokal: Onur Mete
6. Adım Adım
Söz & Müzik: Tayfun Hancılar
7. Güvercin
Söz & Müzik: Suat Suna
8. Yol Verdim Aşklara
Söz & Müzik: Suat Suna

sohbet odaları – Osman Aytaç – Dünya Denizi (2010)

Cumartesi, 17 Nisan 2010

Bilmem Neden
Söz: Osman Aytaç Müzik: Osman Aytaç, Tarık Öcal

Dünya Denizi
Söz & Müzik: Osman Aytaç

Öyle Sarhoş Olsam ki
Söz: Fatma Zafer, Güzin Gürman Müzik: Bülent Şençalar

Trafik
Söz & Müzik: Osman Aytaç

Kar
Söz & Müzik: Osman Aytaç

Öldürme Beni
Söz & Müzik: Osman Aytaç

Güzel İstanbul’um
Söz: Osman Aytaç, Tarık Öcal Müzik: Osman Aytaç

Deli Kadınım
Söz & Müzik: Osman Aytaç

Küçük Meleğim
Söz: Osman Aytaç, Tarık Öcal Müzik: Osman Aytaç

Veda
Söz & Müzik: Osman Aytaç